14/4/2009 · Kategori: Prematurelik

 

Günlük gibi yazmak istiyorum bugün.. İçimi fazla açılmadan dökmek, sürekli dile getirdiğim "yorgunluk, yorgunluk, nedir bu yorgunluk?" sorularına cevap vermek istiyorum..

 Normal bir hamilelik süresi 40 haftadır.. 37. haftadan önce meydana gelen doğumlar ise prematüre doğumdur.  Gebelik haftasına göre prematüreliğin dereceleri;

 24-31 hafta aralığı ileri derecede prematüre

31-35 hafta aralığı orta derece prematüre

35-37 hafta aralığı ise sınır prematüre olarak adlandırılır.

 
Bunun bir de doğum tartısı ölçeği var;

1000 gr altı aşırı düşük doğum tartısı

1500 gr altı orta derece doğum tartısı

2500 gr altı ise düşük doğum tartısı olarak adlandırılmaktadır.

 

Tüm prematürelerde özellikle aşırı düşük doğum tartısı ve ileri derecede prematürelerde, ventilatör desteğiyle solunum, beyin kanamasi ve sonucu serebral palsi, oral yada nasal beslenme, apneler, rop, işitme problemleri, norolojik kontroller, fizyoterapiler, bireysel eğitimler, ince ve kaba motor becerileri, hayata erken başlamadan kaynaklanan ve hiçbir şekilde gelişmeyen bağışıklık sistemlerinden kaynaklanan problemler, aşırı iştahsızlık, demir eksikliği, katı yemeye çok geç geçme problemleri, geç yürüme, geç konuşma, persantilde %50'nin üzerine kolay kolay çıkamama (ki genelde o bile lükstür) tuvalet alışkanlığını geç kazanma, viral enfeksiyonlara normal çocuklara oranla çok daha fazla yakalanma, hiperaktivite ve daha say say bitmeyecek türlü türlü problemlerle (prematüre ailesi dostlarım bu yazıyı okuduğunda eminim, onlar da kendilerinden başka bir çarşaf liste hazırlayacaklardır) karşılaşılmaktadır..

 Benimkiler 25,5 haftalıkken yani ileri derecede prematüre olarak ve 800 gr civarında yani aşırı düşük doğum tartısıyla gelmişlerdi dünyaya. Yukarıda saydığım her şeyi de yaşadık maalesef.. Minicikken beyin kanamaları geçirdik, göz ameliyatları olduk, diğerlerinin de hepsini yaşadık.. Ama hala sıkıntı bitmiş değil, Yusuf hala bir takım eğitimler alıyor hala kardeşlerinden çok çok geride.. Her ne kadar bu gerçeği benden başka kimse görmek istemiyorsa da, bu gerçekleri değiştirmiyor.. Ve bu böyle de devam edecek, nereye kadar bilemiyorum ama şundan eminim en az 7 yaşına kadar sürer bu durum.. Çünkü 4 yaş olacagız yakında ve hala konuşma yok, hala bez kullanıyoruz. Bu durum çok canımı sıksa da bunu değiştirmem mümkün olmuyor.. Çok fantastik hayaller kuruyorum bazen ama dediğim gibi çok anlamlı değil ve sonucu değiştirmiyor.

 Çocuklar aşırı derecede hareketliler, sanırım bu huy babalarından.. Gerçek anlamında birer hiperaktif olmasalar bile çok da aratmıyorlar. Bu beni çok yoruyor, çok koşturmaca geçiyor günler, yaramazlık tam gaz, bu da sanırım benden, annem küçükken yaptıklarımı anlatıyor da, peygamber sabrı varmış annemde diyorum J dinledikçe...

 Bütün bu süreç yani doğumlarından itibaren hep yanlarındaydım, 1,5 yaşında işe başladım ama mesai saatlerim bütün gün onlardan çok uzaklarda olmamı gerektirmiyordu, 1,5 yıl çalıştım. 6 aydır yeniden yanlarına döndüm, ben yokken de hep ablam yanlarındaydı, bakıcılara refakat etti, sevgiden uzakta kalmadılar hiç, gözüm arkada kalmadı hiçbir zaman, çok sıkılmıştım bundan 6 ay önce, annem ve ablamın sağlık problemleri oldu, mecburen işime ara vermek zorunda kaldım ve şimdi o 6 aylık sürenin sonuna geldim ancak tüm bu yorucu süreç ve geçmişte yaşadıklarımı da düşünerek asla çocuklarımı kimselere emanet etmeyi beceremiyorum, kreşe vermek istiyorum ama 4x4 kreş bulamıyorum, her anne böyle pimpirikli değildir herhalde, ben mi çok abartıyorum yoksa tüm yukarıdaki yaşadıklarımdan sonra normal bir tepki mi bu anlamlandıramıyorum.. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki, 15 gün gibi kısa bir zamanım kaldı önümde ve bu zaman içersinde bir karar vermem lazım.

 3 çocukla uğraşmak, hem de iştahsızlarsa, hem de yaramazlarsa, hem de hepsi aslan burcuysa ve o özellikleri taşıyorlarsa bir de yükselenleri koç'sa çok zor.. Bir de prematürelerse daha daha zor. Çok koruyucu rol üstlenmek istemiyorum bazen, cam fanusta büyütemem ya diyorum, çok hassas olmak istemiyorum, soğuğu da bilsinler, şapkasız kalsınlar, terleyince bende hemen müdahale etmek istemiyorum ama ne zaman denemişsem bunları hep pişman oldum, çünkü aynı günün gecesinde başlıyor hastalık.. Biz prematüre ailelerin çok alternatifi yok, onlar kendilerini kollamayı öğrenene kadar biz onları çok iyi korumak zorundayız, bağışıklıkları maalesef çok düşük..

 Yorgunum hem de çok ama ben hep yorgun olmaya devam edeceğim, çünkü çok iyi korumam gereken 3 tane prematüre bebeğim var..

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

5/8/2008 · Kategori: Prematurelik

Sohbet öyle yoğundu ki, resim çekmek kimsenin aklına gelmemişti, grup bayağı bir dağılmıştı ki, tam biz de kalkıyorduk o esnada hemen makinayı garsonun eline tutuşturup günü tek resmini çekmiş olduk

Hafta sonu premature aileleriyle bulustuk, bu aslinda 2. degildi elbette ama bizim katılabildigimiz  2. oldu..  Bakıcımız ansızın ve habersiz firar edince yalnız gitmek durumunda kaldim ama sahtekar , iki yuzlu insanlarla huzursuz rahat edecegime yalniz olurum ama huzurlu olurum. Zaten her sekilde en cok ben yoruluyorum.. En azindan kafam rahat şimdi.. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

1/3/2007 · Kategori: Prematurelik

VKV Amerikan Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Şefi  Dr. Gülnihal Şarman  Prematüre Bebekler hakkında şu bilgileri verdi

 

Düşük kiloyla, yani 2500 gramın altında doğan bebek, bir de zamanından önce dünyaya gelmiş ise “prematüre” olarak adlandırılmaktadır.

 

40 haftalık bir süreç olan hamilelikte;

  • 37-40 haftalar arasında gerçekleşen doğumlar, “zamanında doğum”
  • 37. haftada gerçekleşen doğumlar, “prematüre”
  • 1000 gramın veya 28. haftanın altında gerçekleşen doğumlar, “ileri derece prematüre”
  • 23-25 haftalar arasında gerçekleşen doğumlar ise “yaşamanın sınırı” olarak kabul edilmektedir.

 


 

500 gram olarak doğan bir bebek; 22 haftalık veya büyümesi ileri derecede geri kalmış 32 haftalık bir bebek olabilir. Böyle bebeklere dikkatle bakıldığında; bebeğin cildinin buruşuk, yüzünün sivri ve yaşlı bir görüntüsü olduğu gözlenmektedir. Bu bebekler, doğum haftalarına uygun bir şekilde tartı alamamış ve az bir yoğun bakım desteği ile yaşayabilecek durumdadır. Ancak bu bebeklerin yaşamasında; başarıyı, doğum haftası belirlemektedir.

 

Yaşamın sınırında bir doğum olasılığı gündeme geldiğinde; gebelik haftasının bilinmesi çok önemli olup; takipsiz bir gebelikte, doğum haftasını kesin olarak tayin etmek imkânsızdır. Kritik dönemlerde bebeğin 1 hafta bile daha fazla olgunlaşması, yaşam şansını katlayarak artırmaktadır.

 

Prematüre bebeklerin yaklaşık olarak yaşama şansı;

  • 22. haftada %5–10
  • 23. haftada % 20–40
  • 24. haftada %50-60
  • 25. haftadan sonra %70

 

22-23 hafta gibi erken doğan bebekler için yaşam umudu vermek yanlış olup; bu haftalarda doğan bir bebeğin yaşama şansı, tamamen bebeğin biyolojik değişkenliğine bağlıdır. Bu haftada olgunlaşmayan organ sistemleri nedeniyle bebeklerin %90’ı ölmekte; ancak çok iyi merkezlerde, çok iyi teknolojik donanım ve özenli hemşire bakımı altında sadece %10’u yaşatılabilmektedir.

 

Prematüre bebeklerde organ gelişimi:

 

Prematüre doğumlarda solunum sistemi ile birlikte; beyindeki sinir hücreleri ve nefesi düzenleyen merkez, gözlerdeki retina tabakası, sindirim ve bağışıklık sistemi gibi hemen hemen hiçbir sistem tam olarak olgunlaşmamıştır. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yapılan tedaviler ve dışarıdan verilen destek ile gelişim sürecinde bu organların gelişimi amaçlanır. Ancak bu bakım, gerektiği gibi tam teşekküllü bir hastanede sağlanmadığı takdirde; körlük, sağırlık, hareket kısıtlılığı, zekâ ve algılama özrü benzeri sorunlar ortaya çıkabilir.

 

Prematüre bebeklerde kalp, böbrek, akciğer sorunlarının görülme sebebi; organ sistemlerinin yeterince gelişmemesidir. Zamanından önce doğan bebeklerin tüm organ sistemlerini ilgilendiren bir “toyluk” söz konusudur. Örneğin bebeğin akciğerleri oluşmuştur ancak akciğer torbacıklarının sayısı azdır ve havalanmayı sağlayan bu torbacıkların havayla dolup boşalması sağlanamaz. Yani yaşamsal bir fonksiyon olan soluma bile bu bebekler için güç bir iştir. Ancak bebeklerin ciğerlerine ilk nefeste “sürfaktan” denilen bir ilaç verilebilirse; akciğerler solunum kabiliyetine kavuşturulabilir.

 

 

 

Prematüre bebeklerin hastaneden taburcu olabilmesi için

 

Uzun süre mide -bağırsaktan beslenemeyen bebekler yenidoğan yoğun bakım ünitesinde damardan beslenmekte ve sıkı bir solunum takibi yapılmaktadır. Bu bebeklerin solunum hastalıklarına özgü sürfaktan tedavisi gibi bazı özel tedavileri gerçekleştirilmektedir.

 

34. haftanın altında doğan bebekler, solunum, beslenme, dolaşım ve enfeksiyon riski gibi problemler yaşayabilmektedir. Çok erken doğan bebekler, yani 30. hafta ya da 1000 gramın altında doğan bebekler için özel bir bakım gerekmektedir. Bu bebekler, ağır beyin kanaması ile prematüreliğe özgü bir göz hastalığı nedeniyle körlük ve sağırlık riski taşıyabilir. Ayrıca bazı bebekler, zamanında doğsa bile; doğuştan ameliyat gerektiren bir hastalıkla doğmuşlardır. Bu bebekler için de yakın takip gereklidir. Bu bebeklerin yaşatılması için ekip olarak, hataya izin verilmeyecek kadar dikkatli bir çalışma yürütülmelidir.

 

http://www.kadinvizyon.com/article.php?aID=1994

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

2/2/2007 · Kategori: Prematurelik

Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Münevver Türkmen, Neonatolog
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD, Aydın

 

Prematüre bebek, zamansız gelen misafir !
İnsan yavrularının , büyümesi ve organlarının dış ortama uyum sağlayacak şekilde gelişmesi için belli bir süreyi anne karnında geçirme zorunluluğu vardır. Bu süreden önce, yani 37. haftasını tamamlamadan önce doğan bebeklere  prematüre bebek  denir.  Prematüre bebeklerin yaşayabilme şansları bilim ve teknolojideki ilerlemelerle artmıştır.
Anne adayının prematüre bir bebek doğurma riski varsa, doğumun yenidoğan yoğun bakımı verebilecek bir merkezde gerçekleşmesi bebeğin yaşama ve yaşamını sağlıklı devam ettirme şansını artıracaktır. Hasta bebeklerin ,  prematüre bebeklerin yoğun bakımının ve tedavisinin yapıldığı ünitelere yenidoğan yoğun bakım ünitesi denir.

 

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde neler vardır ?
Küvözler (inkübatörler) bu ünitelerin temel unsurlarıdır. Burada bebekler tıpkı anne karnında olduğu gibi ısıtılır, nemli bir ortamda tutulur, enfeksiyonlardan korunur.  Yine bu ünitelerde bulunan ventilatörler, solunumu yetersiz olan bebeklerin solunumuna yardım eden, gelişmiş teknoloji ürünleridirler. Böylece akciğerleri olgunlaşmadan doğan bebekler yaşam şansı kazanırlar.

Küvözlere yerleştirilen minik bebeklerin solunum, kalp atışları ve vücut ısıları gibi hayati fonksiyonlarını takip etmek için bebeklerin vücutlarının çeşitli yerlerine problar bağlanır. Bu bağlantılar sayesinde bebekler daha güvenli bir şekilde izlenebilecek, sık sık dokunularak rahatsız edilmeleri önlenecektir.
Annelerin, babaların bebeklerine dokunmaları bebekler ve ebeveynler  açısından son derece önemlidir.  Böylece bebek ile anne ve baba arasında duygusal bir bağ oluşacak, bebeğin yaşam şansı daha da artacak. Yoğun bakım personeli annelerin uygun şekilde giyinip üniteye girmeleri için cesaretlendirmeli, hatta bebeklerinin bakımına katılabilmelidir. Bu katılım annenin stresini azaltacak, bebeğine bağlanacak, evdeki bakımı daha da kolaylaşacaktır.

 

Neonatolog ne demektir ?
Yenidoğan bebeklerin bakımı ve tedavisi ile ilgilenen uzman doktorlara  neonatolog denmektedir. Yine bu ünitelerde çalışan hemşireler de konularıyla ilgili özel eğitim almışlardır.
Yenidoğan ünitelerinde prematüre bebeği yatan ebeveynler ve yakınları öncelikle bebeğim yaşayacak mı ? endişesini taşırlar ve stres altındadırlar. Özellikle anne ve babaların stresleri ile baş edebilmeleri için oluşmuş sosyal destek grupları  onlara yardımcı olmaktadırlar.



Prematüre doğan bebeklerde en sık rastlanan sorunlar nelerdir ?

Erken doğan bebeklerin akciğerlerinde sürfaktan denen bir maddenin yeteri kadar yapılamamasına bağlı olarak, doğumundan sonraki saatlerde inleme, solunum sıkıntısı gelişebilir. Bu hastalığa respiratuar distres sendromu denir. Bu bebekler, eksik olan maddenin solunum yolu ile verilmesiyle tedavi edilebilebilmektedirler.

Erken doğan bebeklerin beyinlerindeki solunum merkezinin yeteri kadar olgunlaşmamasına bağlı olarak solunumları zaman zaman duraksayabilir. Bu 20 saniyeyi aşan solunum duraksamasına  apne denir. Bebek büyüdükçe kendilinden düzelir ancak bebek yoğun bakım ünitesinde izlenirken çok sık apne gelişirse önce ilaç tedavisine başlanır. İlaç etkili olmazsa solunum makinesine bağlamak gerekebilir.

Prematüre bebeklerin sindirim sistemi yeteri kadar olgunlaşmadan doğdukları için beslenmeye başlandıktan kısa süre sonra nekrotizan entrokolit denen barsak hastalığı gelişebilir. Bu hastalık besin intoleransı, safralı kusma veya safralı mide içeriği, karnında şişme şeklinde başlar, bebeğin hayatını tehlikeye sokabilir. Bu durumda hemen beslenme kesilerek bebek damar yoluyla beslenmeye başlanır. Bu aşamada tespit edilen bebeklerin çoğu iyileşir.  Bazen de cerrahi girişim gerekebilir, hayatın daha sonraki döneminde başka barsak sorunları da ortaya çıkabilir.

Sarılık yenidoğanların çoğunda görülen fizyolojik bir durumdur. Bebeklerin kırmızı kan hücrelerinin bir kısmının parçalanmasına bağlıdır.  Bu sarılık bazen fizyolojik sınırları aşabilir, fototerapi (ışın tedavisi), kan değişimi gerekebilir.
Prematüre retinopatisi prematüre doğan bebeklerin göz damarlarında gelişen, körlüğe yol açabilen  bir sorundur. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen çok erken doğan bebekler prematüre retinopatisi açısından yakından izlenirler.
Anne karnındaki bebeklerin akciğerleri işlevsizdir. Bunun için sağ kalpten akciğerlere gönderilen kan duktus arteriozus denen bir bağlantı ile ana atar damara geçer. Bu kanalın doğumdan sonra hemen kapanması gerekir.  Çok küçük prematürlerde bu kapanma gerçekleşmeyebilir. Bu durum bebeğin kalbini yorduğu için ilaçla kapatılmaya çalışılır. Kapanma gerçekleşmezse cerrahi girişimle kapatılır.

 

Prematüre bebek ne zaman beslenir ?
Prematüre bebekler bir takım sorunları nedeniyle ağız yoluyla veya sonda ile bir süre beslenemeyebilirler. Bu süre boyunca  anne sütü salgısının devam etmesi için süt sağma pompalarından faydalanılabilir. Sağılan süt daha sonra verilmek üzere dondurularak saklanabilir. Sağılan anne sütü daha sonra bebeğin durumuna göre ağızdan veya burundan yerleştirilen bir  sonda aracılığı ile bebeğe verilebilir.

 

Prematüre bebek ne ile beslenmeli ?
 Prematüre bebekler için en uygun besin kendi annelerinin sütüdür. Prematüre doğum yapan annelerin sütleri zamanında doğum yapan annelerin sütlerine göre daha fazla protein içerir. Bebeklerin büyüme ve gelişmeleri yakından takip edilerek yeteri kadar beslenip beslenmediği anlaşılabilir. Bu bebeklerin kemik gelişimlerinin normal olması için D vitamini , kansızlık gelişmesini önlemek için de demir almaları gerekmektedir. D vitaminini yeteri kadar almazlarsa prematüre bebeklerde kolayca raşitizm gelişebilir.

 

Bebek ne zaman evde bakılabilecek duruma gelir ?
Kuvözde izlenirken belli ağırlığa ulaşan, annesini emen veya biberonla beslenen bebekler  bir süre kuvöz dışında izlenmeye başlanırlar. Vücut ısısını dış ortamda koruyabilen, solunumları düzenli olan, oksijen tedavisine ihtiyaç göstermeyen bu bebeklerin yavaş yavaş eve gitme zamanı geliyor demektir.

 

Prematüre bebeklerin aşıları ne zaman başlanır ?
Prematüre doğan bebekler tıpkı zamanında doğan bebekler gibi iki aylık olunca aşılarına başlanmalı ve düzenli olarak yapılmalıdır.

 

Prematüre doğan bebek akranlarının boy ve kilosuna ne zaman ulaşır ?
Birçok erken doğan bebek iki ya da üç yaşında boy ve kilo olarak yaşıtlarını yakalarlar. Bazıları ise daha yavaş büyür ve küçük yapılı erişkinler olarak kalırlar.

 

Prematüre bebeğin evde bakımında nelere dikkat edilmeli ?
Bu bebekler yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin hareketli, sesli, ışıklı ortamına  alışkın olduklarından bir süre evlerini yadırgayabilir, huzursuz olabilirler. Ama kısa sürede evlerine alışırlar.
Kaldıkları oda sıcak olmalıdır. Giysileri de yaşadıkları ortama uygun olmalıdır.
Bu bebekler enfeksiyonlara çok yatkındırlar. Onun için odasına fazla ziyaretçi kabulü uygun değildir. Özellikle kış aylarında kalabalık,  hele hele sigara içilen ortamlardan uzak tutulmalıdır. Çok kolaylıkla üst veya alt solunum yolu enfeksiyonu gelişebilir.
Bebeklerde ateş, beslenme azlığı, aktivitesinde azalma, çok sık dışkılama gibi normalden farklı bir durum gözlendiğinde hemen doktorunun aranması bilgi verilmesi uygun olur.


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/2/2007 · Kategori: Prematurelik

Çoğu kadın kazara anne olur, kimileri tercih eder, pek azı sosyal baskılara boyun eğer, nadiren bazı çiftlerde de alışkanlık olur çocuk sahibi olmak.

Bu yıl binlerce annenin bebeği prematüre doğdu. Peki kimlerin prematüre annesi olarak seçildiğini merak ettiniz mi hiç?

Tanrı dünyanın üzerinde dolaşarak büyük bir özenle, en küçük ayrıntıyı bile düşünerek insan neslinin devam etmesi için araç olarak kullandığı insanları seçer. İnsanları incelerken de meleklerine büyük deftere not almaları talimatını verir.

"Armstrong, Beth, oğlan. Koruyucusu Aziz Matthew olsun.

"Forest, Majorie, kız. Koruyucusu Aziz Ceceila olsun.

"Rutledge, Carrie, ikiz. Koruyucusu.... ona Gerard'ı verin. Gerard küfüre alışıktır."

Sonunda, Meleğine bir isim söyler ve gülümser: " Bu annenin prematüre bebeği olsun"

Melek meraklanır.
"Peki Tanrım neden özellikle bu anne? O çok mutlu bir insan"

"İşte tam da bu yüzden" der Tanrı. "Kahkaha atmayı bilmeyen bir anneye prematüre bir bebek verebilir miydim? Çok zalimce olurdu bu."

“Ama bu annenin sabrı var mı" diye sorar Melek.

"Çok sabırlı olmasını istemiyorum, yoksa umutsuzluk içerisinde sürekli kendine acır. Şok ve kızgınlığı geçince, bu işin üstesinden gelebilecektir."

“Bugün onu izledim. Bir annede çok nadiren bulunan ancak bir o kadar da gerekli olan benlik ve bağımsızlık duygusu var onda. Biliyorsunuz, ona vereceğim çocuğun kendine ait bir dünyası olacak. Bu anne de bebeğinin kendisinin dünyasında yaşatmaya çalışacak ki bu da hiç kolay bir iş değil."

“Ama yüce Tanrım, ben bu kadının size inandığından bile şüpheliyim."

Tanrı gülümser, "Hiç sorun değil, ben onu hallederim. Bu kadın mükemmel bir aday. Yeterince de bencil."

Melek şaşırır "Bencillik mi? Bu bir erdem mi?"

Tanrı başını sallar. "Eğer arada sıra kendisini çocuğundan ayıramazsa, asla ayakta duramaz. Evet, işte ben bu kadını beklenmedik bir şekilde gelecek bir çocukla kutsayacağım. O henüz bunun farkında değil ama herkes ona gıpta edecek ."

"Çocuğunun söylediği hiçbir kelimeyi doğal karşılamayacak. Hiçbir aşamayı sıradan bir gelişme olarak görmeyecek. Çocuğu ilk kez "Anne" dediğinde bir mucizeye tanıklık edecek. Gözleri görmeyen çocuğuna bir ağacı ya da gün batımını tarif ederken eserlerimi gerçekten görebilen nadir insanlar gibi görecek ağacı ya da gün batımını.

"Benim gördüklerimi açık ve net şekilde görmesine izin vereceğim- cehalet, zulüm ve önyargıyı- ve bunları aşmasına izin vereceğim. Asla yalnız olmayacak. Hayatının her gününde, her saniye onun yanında olacağım çünkü sanki yanımdaymış gibi benim işimi orada o yapacak."

"Peki ya bu anneyi hangi aziz koruyacak?" diye sorar Melek not almaya ara verip.

Tanrı gülümser: "Aynada görecektir."

Kaynak: Erma Bombeck'ten adaptasyon

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!