5/9/2009 · Kategori: Kendimce
Çok şükür babam kısmen iyi ve inşallah daha da iyi olacak..
Şimdilik beni en çok üzen kardeşe hasret.. Gideli çok olmadı daha ve haftaya yemin töreni var, atlayıp arabaya km'leri katedip göreceğim Allah'ın izniyle aslan askerimi.. Hani insanın hayatındaki en önemli, en sevdigi, en vazgecemedigi çocuğuymuş ya, bizde mıstık hep çocuktu, benim çocuğum, Dilek'in çocuğu, annemin, babamın hepimizin çocuğuydu.. Aramızda benimle 10 yaş, ablamla 12 yaş var, çok emeğimiz geçti belki ondan yada tüm kardeş sevgisi belki de böyledir bilemiyorum ama çocuğumuzdan hiç ayırt edemediğimiz bir sevgimiz ve ilgimiz var ailemizin en küçüğüne.. Rabbim inşallah can kardeşimi bir an evvel bizlere kavuşturur ve bu hasret, tatlı bir anı olarak kalır hafızalarımızda..

Evden çıkarken

Ailecek.. Miniş bebeşimiz bile yanımızdaydı..

Burak ve Dadisi.. En büyük aksel, bizim aksel diye bağırdı..
Burak'la başka bir ilişkileri var dadisinin.. Herkes Burak'a dadin gidince ağladın mı diye sordu.. Cevap mı?
- Yooo, ağlamadım.. Niye ağlayım ki? Üzüldüm ama ağlamadım.. Büyünce bende aksel olcam, yanına gitcem zaten..

Diloş'laa..
- Anne büyünce bende askel'e gidicem
- Kızım, kızlar askere gitmez
- Ama Bulak gidicekmiş, banane bende gitcem..
- Ama seni almazlar içeri
- Olsun, bende bulak'ın ve dadimin arkadaşıyım derim
(Sanki dadileri 16 sene askerde onları beklicek
)
Anneyle helalleşme.. Bu sahneler oldukça duygusaldı..

Uğurlama bayağı bir duygusaldı, o sebeple en sakin resimleri eklemeye çalıştım...
Rabbim tüm askerlerimizi hayırlısıyla ailesine kavuştursun inşallah.. Kimseyi ağlatmasın, herkesin yüzü gülsün..
Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!
30/12/2008 · Kategori: Kendimce
Ortadogu'nun surekli kanayan yarası Filistin..
Ve O'na seyirci kalan Ortadoğu.. BM.. NATO.. ABD..
Yürekler dağlanıyor kucağında yavrusunun cesedini tutan anneye..
3 kardeşinin başında cansız bedenlerine sarılmış, ağlayan abi'ye..
Sokaklarda annelerine, babalarına sarılmış kaçmaya çabalayan masum yavrucaklara..
Herkes nasıl seyirci kalabiliyor diye düşünüyorum??
Hadi ABD'deki Hristiyan Siyonistleri çoookk iyi tanıyoruz.. BM ve NATO'yu da Bosna'dan, Afganistan'dan çoook iyi hatırlıyoruz, hatırlıyoruz daaa.. Peki ya Müslüman Devletler? Hani müslüman müslümanın kardeşiydi? Hani bir müslümanın kılına zarar gelse rahat uyuyamazdı? İslam Konferansı örgütü'ne oldu? Hepsi hepsi diplomatik telefon görüşmeleri Müslüman ülkeler arası..
ABD "Yardım girişine izin verin" demiş.. Evet, herkesi vurun öldürün, hastanelerde ne elektrik, ne jenaratör kalmasın, cep telefonların kalan sarjlarıyla ameliyatlar yapılmaya çalışılsın, insanlar sokaklarda sığınacak bir taş arkası arasın ama "Tıbbi malzeme, battaniye ve gıda yardımına izin verin" diyor… Küstahlığa bakın yaaa..!!
Zaten 1948 yılında zorla işgal edip'de yerleşmiştir bu lanetli kavim. Filistin topraklarına 20 yıl içinde tüm Filistin'i işgal edip tam bir soykırım yapmıştır. ( Bir de bize "Ermeni soykırımı" yaptık derler, biz sadece savaş suçlularını topraklarımızdan sürdük, gerçek soykırımı Siyonizm yapmakta, ama kime anlatacagız derdimizi)...
Adolf Hitler'i özlüyorum görüntüleri izledikçe. Gerçi o konuda da Hitler'in çok suçu olduğuna inanıyorum desem yalan. Bu siyonistler çok tehlikeli gerçekten. Vaktiyle çoookk araştırıp, inceleyip, çok yazılar yazmıştım haklarında, düzenlesem kitap olurdu. Şimdi tarihçesinden çok kısa bahsetmek istedim, okuyan herkes en azından buğz etsin.
Taaa Kabbala inancina gider aslinda siyonizm'in tarihcesi.. Hz. Davut Peygambere, Hz. Suleyman Peygambere kadar iner Ben-i İsrail tarihi.. Ve Kur'anda da lanetlenmiş bir kavimdir. Kendi elleriyle yazilmis kitaba inanan ve taraf toplayıp inandıran hahamların en büyük hayali, Büyük Yahudi Devletini kurmaktı, bunun için de örgütlenip çalıştılar, ve 1897 yılında Basel'de 1.Siyonist Kongresini yapıp Filistin'de İsrail devletini kurmaya karar verdiler. Ama bunun için çok sayıda yahudiye ihtiyaçları vardı, işte bu noktada Nazizim ve Siyonizm hatta Faşizm ilişkisi ortaya çıkıyor. Siyonizm'in istediği İsrail'i Devletini kurarken gerekçeli bir nedenleri olsun, yani Dünya'ya kendilerini masum gösterecek gerekçeli bir neden. Nazizim'in istediği arındırılmış bir Almanya.. Ve 2.Dünya savaşı öncesinde işte bu ilişki devreye girdi ve Siyonistlerin isteği ile Hitler'in yaptığı 6 milyon yahudi katledildi, buYahudiler için ibret-i alem oldu ve tüm dünya yahudileri birleşip bağımsızlıklarını ilan etmeye karar verdiler. Siyonizm'in planıda bu noktada devreye girip 1948 yılında Filistin toprakları işgal edilerek, İsrail Devleti kurulmuş oldu.. Ortadoğu ülkeleri İsrail'i kabul etmeyip savaş açınca BM'i arkasına alan İsrail, Filistin topraklarının bir bölümüne sahip olup, Filistin’li halkı kendi ülkesinde mülteci durumuna düşürdü..
Ve 60 yıldır Ortadoğu'da kan hiç bitmedi.. İran da, Irak ta, Ürdün de, Suriyede, Mısır da, İsrail yada ABD ile Siyonizm'in Büyük Ortadoğu Projesi için yıllar yılı savaşmıştır ve bu savaş kıyamete kadar da devam edecektir.. Çünkü Dünyadaki en büyük güç, empreyalizm değil aslında siyonizm’dir.. ABD’nin başındaymış gibi görünen kuklaların ipi aslında Siyonistlerin elindedir.. Ayrıca bu kuklalar Hristiyan Siyonistlerdir.. Evanjelistlerdir, Armagedon inançları vardır..
........................................................................................
Çocuklarla ilgili güzel resimleri paylaşıp, güzl şeylerden bahsetmek isterdim bunca zaman sonra ama, bu konuya değinmeden hayat aynen devam ediyor gibi yazarsam vicdanım sızlardı..
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
24/9/2008 · Kategori: Kendimce
Sevgili Arkadaşım Neval beni sobelemiş... Teşekkürler Nevalcim.. Uzun zamandır oyun oynamıyordum, özlemişim ebe-sobe'yi 
Oyunumuzun adı "Evde Nefret Edilesi Durumlar"
- Bakıcı kaprislerinden (Evde yatılı olarak çalışan elemanın, akşam çocuklar yattıktan sonra çocukların odasına bir daha girmemesi, üst, ter kontrolü yapmaması, bak deyince surat asmaları)
- Akşam yorgun eve döndüğümde yerlerde kırıntılar, banyolarda saçlar görmekten
- Banyo zeminine aşırı dökülmüş cif'in iyi durulanmaması sonucu, terlik altlarının bembeyaz olmasından ( çok deterjan kullanınca daha temiz olacak inancı var bazı insanlarda)
- Boşa akıtılan su'dan
- Yemeği çok yaptığımda ev üyelerinin tok olmasından
- Çocuklara yemek yedirmek için saatlerce dil dökmekten (ömür törpüsü)
- Çocuk ağlamasından (baş ağrısı, ve bir numaralı sinirlenme etkeni)
- Birinin bana evimle yada çocuklarımla ilgili direktif vermesinden (ev de, çocuklar da benim istediğim şekilde yediririm, gezdiririm, bakarım, baktırırım, temizler yada temizletirim)
- Çocuklarıma bakan kişinin (bakıcı) onlara karşı yüksek sesle ve sinirli söyleminden
- Gece 20 defa çocukların üstlerine ve terlerine bakmak ve çişlerini yaptırmak için saat kurmaktan
- Akşam 21.00'den sonra üst komşulardan gelen çocuk koşturmaca sesinden
- Market alış-verişi sonrası poşetleri eve taşımaktan
- Değişik yemekleri yapmayı çok sevdiğim halde, çocuklardan bir türlü fırsat bulamamaktan
- İftarı her akşam ezandan yarım saat sonra açmaktan (çocuklar izin vermiyor)
- Misafiri çok sevdigim halde, fırsat bulup misafir ağırlayamamaktan
- Kısacası zamansızlıkktan
- Yüksek sesle tv izlenmesinden
- Dışarıdan gelip eller yıkanmadan mutfağa dalanlardan
- Uzun tırnaktan
Nefret Ediyorum....
Bende Gulay'i, Anil'i, ve Birgul'u sobeliyorum....
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!
19/9/2008 · Kategori: Kendimce
Uzun zaman oldu yazmayalı yine.. Hep diyorum ki bu defa ara vermek yok, düzene sokacağım şu işi ama olmuyor işte.. İş yoğunluğu, ev, çocuk vs. derken ihmale gelenlerden birisi de blogum oluyor..
Aslında resim çekmek de zor gelmeye başladı, çocuklarla ilgili uzun zamandır hiç çekmedim zaten.. Ama şöyle akşam yemekleri hazırladığımda çekeyim diyorum ona da fırsat olmuyor çoğu zaman karnımı bir şekilde doyurduğuma şükrediyorum.. Hasıl-ı kelam, zor zanaat çalışan üçüz annesi olmak.. Bir de davetli olarak katıldığımız iftar programlarında süreç şöyle işliyor; ezan okunmasına yakın ben çocukların yemeklerini alıp, bahçe, balkon, park vb. yerlere üçüyle çıkıyorum. Ezan okununca birlikte iftar yapmayı planladığımız insanlara 25-30 dk. kadar izin verip rahat rahat yemelerini sağlıyorum ve sonra benim çeteyi alıp iftar programına katılıyorum. Ama yine rahat yüzü görmüyorum çünkü yemek yerken de kucağımda oturmak istiyorlar... Özlüyorlar sanırım beni, aslında çalışan bir anne olarak çok fazla vakit ayırdığımı düşünüyorum ama demek ki çocuklar annelerinin çalışmalarını istemiyorlar.. Zaten bazı sabahlar evden çıkarken şu dialoglar geçiyor..
- Annecim sen neleye gidiyosun?
- İşe annecim..
- Ama gitme..
- Gitmem lazım hayatım..
- Ama çünkü gitmen lazım diiilll..
- Çalışmam lazım bitanem, çalışıp para kazanıyım, sonra gezmeye götürecem sizi..
- Ama çünkü çalışmaaaa
- Erken gelicem söz, biraz çalışıp gelicem..
- Gitttttttt...!!!!!! (surat asılıyor, arkaya dönülüyor, trip o biçim)
- Bir öpücük ver ağlamıyım, ağlamaklı ses tonuyla (ajitasyon bendee de var yani)
- Koşarak sarılmalar, öpüşmeler
- Git paya kazan, sonra gezmeye gidelim..
Çok şükür ki sonunda mutabakat sağlanıyor.. Ama Buruk.. Onlar daaa.. Ben deee...
Gelelim mantı'ya... En son hamileyken kendim mantı açmıştım, geçen hafta cuma akşamı aşerdim sanırım, evde yemek yapacak pek sebze de olmayınca her zaman olan malzemelerden ne yapılır hem de pratik bir yemek deyip mantıya karar kıldım
Aslında lazanyadan daha zor değil, yada sürekli yaptığım fırında ıspanaklı krep'ten... Ama hep zor bilinir ya, düşüncesi zor da ondan bize zor geliyor işte...
Mantı
Un, su ve tuz var hamurunda sadece... Biraz sertçe bir kıvam alıncaya kadar yoğuruyorsunuz.. (Bende göz kararı annemden miras olduğu için, ölçü veremiyorum)
İçi: Kıyma, soğan, çarliston biber ve maydanoz ... İyice yoğuruyorsunuz
Sonra da hamuru açıp, içini doldurup, ister kare, ister bohça, ister üçgen katlıyorsunuz.. Ben pratik bir insan olduğum için kare ve üçgen metodunu tercih ediyorum.. Çünkü 1 saatte 8 kişilik mantı yapmak bohça metodunda pek mümkün değil ama üçgen ve karede oluyor, tecrübeyle sabit.. Kayserili üstadlara sözüm yok..
Sarımsaklı yoğurt ve domates salçasını eritip üzerine sos olarak döküyoruz ve nane ve pul biber eşliğinde servis yaparım ben her zaman...
Mantı hiç bir yemeğe değişilmeyecek bir lezzet..
Afiyet olsun...
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!
5/9/2008 · Kategori: Kendimce
Ramazan paylaşmak, yardımlaşmak için en hayırlı aydır.. 11 ayın sultanıdır.. Çünkü Ramazan’da insanlar paylaşırlar yediklerini, fakiri, yetimi sevindirirler. Onlarla empati yapabilmenin en güzel yollarından birisidir Ramazan..
http://www.ihh.org.tr/ sitesinden bakarsaniz, gercekten çok güzel yardımlar yapılıyor, insanlar yardım yaptıkça, iyilik yaptıkça vicdani rahatlama hissederler..
Sıfatı Resul-u Ekrem olan peygamberimize, en en comert oldugu icin, “Ekrem” ismiyle hitap edilmistir. Ekrem, en comert anlamina gelmektedir..
Bir kıssa; “Hz..ALi'nin ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir
kabilenin hurmalığına inmişti.
Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça
ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki,
birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi.
Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi.
Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü.
Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kalkıp, yeniden işine
dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu:
"Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?"
Köle sıkılarak cevap verdi:
"Işte bu üç parça ekmek."
"O halde neden kendine hiç ayırmadın?"
"Baktım ki, hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim."
"Peki sen ne yiyeceksin şimdi?"
"Oruç tutacağım."
Bunun üzerine, Abdullah b. Cafer, köleden sahibini, evinin nerede olduğunu..
sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın
aldı.
Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve
ekledi:
"Seni azad ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum."
Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini
tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve:
"Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir
hurmalığı ve hürriyetini vermişsin" dediklerinde, şu karşılığı verirdi:
"Ama o elindeki herşeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını..."
Hic bir hayir ve iyilik karsiliksiz kalmayacaktir.
Barış Manço’nun çok sevdiğim 2 şarkısı var..
http://www.muziksel.net/?key=f2IdOz&go=Baris_Manco
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
3/9/2008 · Kategori: Kendimce

Teyzemizin en son hediyeleriydi bu kamyonlar.. Yusuf içine binmeye korkuyor henüz, diğer canavarlar ise bayılıyor 


Ve Bulgur Pilavımız
- 2 bardak iri pilavlık bulgur
- 3 domates
- 3 çarliston biber
- iyice haşlanmış ve küçük küçük sotelenmiş et
- haşlanmış nohut
- 1 adet soğan
- 3 kaşık salça
- 4 bardak su
- tuz, karabiber, kırmızı biber
Sırayla soğan, biber, et, salça teker teker ilave edilip kavrulup üzerine domatesler rondodan geçirilip ilave edilir, daha sonra haşlanmış nohutları da ilave ediyoruz, baharatlarını da koyup, bulguru katıyoruz, suyunu ilave edip, tuzunu da ekleyip pişiriyoruz..
Afiyet olsun... Bulgur pilavını en sevmeyen ben bile buna bayılıyorum.. Tavuklusu da cok güzel oluyor..
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
2/9/2008 · Kategori: Kendimce
Ramazan dolayısıyla işten çıkıp eve koşturmaca, bir yandan çocukların gönlünü hoş etmeye çalışma diğer yandan da iftar saatine kadar güzel birşeyler hazırlama çabası.. Dün akşam patlıcan yemeklerini çok sevdiğim için ancak bir çok patlıcan yemeği kızartılarak yapıldığı için daha hafif, boş mideye zarar vermeyecek hafif birşeyler düşünürken aklıma hünkar beğendi geldi ama sonra acaba bir defa da Ali Nazik yapıp değişiklik mi yapsam dedim, iyi ki yapmışım, çok lezzetli oldu.. Tavsiye ediyorum deneyin, hem çok pratik bir yemek hem de çok lezzetli..
Yemek yapmak benim için en büyük keyiflerden birisi, genelde de beğeniyle yenilir yemeklerim, sizlerle zaman zaman (özellikle de ramazan ayında) yaptığım özel yemeklerimi paylaşmak istiyorum..
İşte tarifi..
4 kişilik
4 adet büyük boy patlıcan
2 diş sarımsak
500 gr. dana sote
1 kaşık salça
biraz yoğurt
Patlıcanlar közlendikten sonra bıçak yardımıyla kabuklarından ayrılıp, yine bıçak yardımıyla iyice ezilerek doğranır. Daha sonra tavada çok az yağla hafif çevirilip ezilmiş sarımsaklardan birazı ve tuzu eklenir..
Diğer tarafta yoğurt, tercihe göre sarımsaklı yada sarımsaksız hazırlanır..
Ve iyice haşlanmış etler (ben düdüklüde 12 dk. haşladım) başka bir tencerede yağı ve salçası ilave edilerek çok az karıştırılır, önemli olan salçanın erimesini sağlamak, bunun için biraz su da ilave ettim..
Tabağa, önce patlıcanlar, üzerine yoğurt ve en üste salçalı et ilave edilip servis edilir..
Çok hafif ve lezzetliydi, denerseniz size de afiyet olsun..
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
31/7/2008 · Kategori: Kendimce
Çocuk bakıcısı derdinden neler çektiğimi beni takip eden herkes bilir. En son bir şirketle anlaşma yapmıştım, danışmanlık şirketlerinden eleman alıyım ki, 1 yıl garantisi olsun dedim. Neye karşılık garanti veriyorlar derseniz? Tabii ki elemana vereceğiniz bir maaş kadar şirkete de 1 maaş komisyon veriyorsunuz. Tıpki emlakçılar gibi, aynı mantık çalışıyorlar. Ama artık kafam rahat etsin, 1 yıl boyunca en azından bu sorunla uğraşmak istemiyorum diye 1 maaş komisyona da ok. deyip elemanı almıştım ki, 2 gün önce almış olduğum eleman ayrılmak istediğini söyledi, sebebi ise "Annemi özlüyorum, babamla vakit geçiremiyorum, yatılı kalmak istemiyorum" vs...
Tabii son derece can sıkıcı bu mevzular, çünkü 1 yıllık planlarımı bir insana inanarak, güvenerek yapmıştım ki, yine ortada kaldık, arkasına dönüp bakmadan gidiyor herkes hemdeee bahaneleri ...
Evle ilgili, çocuklarla ilgili hiç sorunu yokken, yanımda çalışana çalışan gibi değil abla gibi davranırken iyi niyetleri bu kadar suistimal eden insanları affetmemek lazım.. Bugune kadar yanımda 19 kişi çalıştı, aramızda sorun çıkarak ayrılan 3 kişi oldu.. Diğerleri ise ya daha avantajlı işler buldular, ya ben memnun kalmayıp çıkarttım yada yatılı kalmak zor geldi.. Bir tanesini çok sevdik, hem ben hem çocuklar hala sürekli görüşürüz.. En vefalımızdı diyebiliriz..
İşte böyle, çocukların psikolojileri çok etkileniyor, gelecek kişiyi en az 1 yıl çalışmak üzere istiyoruz, umarım bu defa herşey güzel olur.. Bende çok yoruldum yeni birilerine alışmaktan ve onları çocuklara alıştırmaktan.. Ablam çok yoruldu hergün 40 km. yol katedip bize gelip çocuk bakmaktan.. Bu defa zor olacak belki ama annem ve babamın her zamanki fedakarlıklarıyla bir şekilde bunun da altından kalakacagız.. Bu arada ev arıyorum sanıyorum yakında evimi de taşıyacagım, anneme yakın oturursam biraz daha rahatlarım bakıcı konusunda..
Moralim çok bozuk biraz içimi dökmek istedim...
Yorgunum, üzgünüm ve kırgınım..
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
30/1/2008 · Kategori: Kendimce

Bu nefis zeytinyağlı sarmaları itiraf ediyorum kendim için yaptım
ama öyle harika olmuşlardı ki, bu lezzeti çocuklarım da yemeli dedim.. Tarifini vermem
Yemek blogu mu canım burası? 
Şimdi şu yukarıda gördüğünüz tabağın değişim evrelerini izleyeceksiniz 

Sarmalar kesinlikle yenmedi, tadına bakan bööğğ yaptı attı, ama ben her ne kadar maydonoz desem de "o madonoz diiil yapyakk" deyip maydonozları ve limonları yediler
Tabii aç karınlarını nasıl doyurdun diye sorarsanız.. Tozun üstüne ılık suyu katıp, kaşık maması yaptm
Siz misss gibi zeytinyağlı sarmayı yemeyin, yulaflı, tahıllı toz karışımları yiyin.. Ayol hiç ağız tadı yok bu veletlerin 
Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!
6/12/2007 · Kategori: Kendimce
PROF. DR. USTUN DOKMEN’IN GUZEL BIR YORUMU :
Cocugumuz dusup kafasini masaya carpinca biz hemen masayi
doveriz,
"ehh masa ehhhh sen niye orada duruyorsun" diye. Cocuk masa orada
durmasa kafasini carpmayacagini sanir ve buyudukce yaptigi her
hatayı yukleyecek birini veya bir seyi mutlaka bulur."
Malum...
Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160
Kilometre hiz yaptirdilar. İlk virajda sizlere omur...
Kimin ustune kaldi?
Makinistin.. .
Mersin'de bayrağımız yakıldı, yırtıldı. Askere taş attılar, panzere
molotof... Memleket ayağa kalktı. Kimin yüzündenmiş?..
İki veled...
Gelene gecene ayran, tost falan satan, kendi halinde sakin bir kasabaydi,
Susurluk... İcisleri Bakanligi, MIT, Jitem, generaller, ozel tim polisleri,
kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, is adamları... 1000 kisi falan
yargilandi. Her sey kimin basinin altindan cikmis?
Yesil'in...
Deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kisi oldu.. Binlerce bina yikildi, on
binleri agir hasarli. Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulagindan tutup
hapse tiktik?
Veli Gocer'i...
Edirne'de bebeler sakir sakir oldu... Hic utanmadan biskuvi kolilerine
koyup, gomduler. "Arastirdik, ihmal yok" dediler. Peki neden oldu bu
yavrular? Klima'dan...
Dikkat isterim, klimacı bile degil, klima.
Rakidan olduk. O gun ile bu gun arasinda ne degisti?..
Kapagin rengi...
Sanal "sorumlumuz" bile var... Yollarda her gun 20 insanimiz heba oluyor.
Trafik Canavari'ndan...
Dolar patlarsa?
Enflasyon Canavari'ndan...
Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var... Milli takım oynayip
yeniliyor. Suclusu kim?
Takima alinmayan Hakan...
Domatesleri Ruslara kakalayamiyoruz. ..
Sinekten...
Deli dana geliyor.
inekten...
Millet hormonlu diye tavuk yemiyor.
Erman Toroglu'ndan...
Evleri su basiyor.
Yagmurdan...
Ormanlar yaniyor.
Sigaradan...
Gemi batiyor.
Dalgadan...
İyi de kardesim, ucak neden dusuyor?
Rahmetli pilottan...
Peki bu sartlarda hayatta kalmayı nasil basariyoruz?
Allah'tan...
------------ --------- --------- ----
Yukardakilere uygun bir fikra:
Bir gun melekler telas icinde Allah'in yanına cikmis, yerlerinde duramaz bir sekilde
Melekler - Allahim Allahim, Amerikaa ile ingilizler savasa girdi yardim yapmaliyiz
Allah - AA dert etmeyin onlar islerini bilirler birakin kendi hallerine demis
Aradan bir iki gun gecmis melekler yine telasla gelmis ve
Melekler - Allahım bu seferde Fransa savasa katıidi hemen mudahale etmeliyiz..
Allah - Karismayınnn onlar islerini bilirler - demis
Aradan bir iki gun gecince yine melekler apar topar solugu Allah!in katinda almislar ve
melekler - Aman Allahim, bu seferde Turkler savasa katildi
Allah - Olamaz hemen tum silahlarinizi giyinin kusanin, onlar herseyi bana havale ederler....: )
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki ::


