24/6/2009 · Kategori: Tatildeyiz

Tatil olur da plaj resmi olmaz mı?? Çoookk olur tabii ki ama bu tam güneşin batma saati, ayrı bir güzel ışık olmuş..
Ayrıca bu sene güneş kendini yeni yeni göstermeye başladı, biz güneşlenmekten ziyade bulutlandık sahilde


Şaziye utanmasını da bilir


En büyük eğlencemiz trambolin.. Ama malesef Burak hoplamaya, zıplamaya gelemiyor artık, hemen tıkanıyor..

Bunun maymun olmadığını bilmeyen yok artık..


Fotograf makinası gördü yine birinin elinde, cheesss diyor


Allahım bir defa makina görsün de poz vermeye uğraşmasın..

Resim elbette çok ama bunları yüklemek bile angarya gibi, bu yorgunlugun üzerine..
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
16/6/2009 · Kategori: Hastaliklarimiz

Bu resme aşığım.. İnanılmaz bir poz verdiler.. Can parelerimm..
Şehir dışına çıkıp da dönüşte soluğu hastanede almadığımız bir tek gün olmadı ki, bu defa es geçelim..

Allahım nasıl da yakışmış, kızım doktor mu olacak acep??

Kızım diye ben mi çok yakıştırmışım acaba, inanılmaz çok hoşuma gitti..

İşte dürüstlüğümün ispatı, buna da zerre kadar yakışmamış, maymunluk yapıyor arkada


İşte bakınız, daha 15 tane daha var bu resimlerden ama hepsinde maymun, tek bir ciddiyet yok hiç birinde
Zaten genelde Burak için herkesin ortak kanaati komik çocuk.. 
Burada ise, Yusuf her zamanki gibi yemek gördüğü andan itibaren acayip bir kilit olayına geçiyor.. Tepsinin/tabağın dibini görene kadar dünyayla küsüp, hiç birşeyle ilgilenmediğinin bir başka ispatı..
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
16/6/2009 · Kategori: Tatildeyiz
Çok ani gelişen bir tatil programımız oldu yada tatil demek çok da doğru olmaz belki, benim tatil anlayışımda dinlenmek de var çünkü.. Yada bana göre mekan değişikliği dersek ve onlara göre tatil dersek orta yolu bulmuş oluruz..
Başlık, blog benim olduğu için bana göre olay neyse ondan öyle, anladınız siz

Bu resimler yol manzaraları



Diğer resimler çok yakında burada.. Bizi izlemeye devam edin

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
24/5/2009 · Kategori: Hastaliklarimiz
Son zamanlarda Burak'la uğraşıyoruz.. En iyi dostları bilumum Virüsler, yanından geçen hiç bir virüsü reddetmiyor, pek virüssever malesef..
Geçenlerde yarım gün kreş denemesi yaptık bir kaç gün ama malesef bizimkisi yemekhanenin kapısına bile yanaşmayınca ve aç aç saatlerce hopla, zıpla yapınca da olan oldu, ee tabi ter de cabası.. Kimse Tülay gibi elinde atlet, havlu kağıt çocukların ardında dolaşmıyor oralarda.. Eline tabak, kaşık alıp türlü şaklabanlıklarla çocuk yedirmeye uğraşan da yok.. Neticede 38,5 derece ateş, ama o ateş sadece 1 defa oldu ve şurupla hemen bitti ancak ardından ağız içi yaralar, diş eti şişmesi, ve en kötüsü de boğulurcasına bir öksürük.. (Diş hekimi, KBB doktoru ve kendi doktorumuzu ziyaret farz olmuştu tabii ki..) Ama şöyle bir öksürük gündüz rahatsız eden bir durum yok, akşam olup yatağa yatınca taa ki sabah o yataktan kalkana kadar mosmor olup, tıkanana kadar öksürüyor.. Yapılan muayenelerde bir şey görülmedi, haftaya çeşitli testler var, umarım bir an evvel teşhis konur ve tedavi yoluna gidilir..
Bu konuda daha önce tecrübe yaşayan yada fikri olan varsa ufacık bir mail lütfen..



Acayip bir motor merakımız başladı

Ferrari merakımız zaten hep vardı

Havaların ısınmasıyla Vadimize gidiyoruz, hemde öğlenden başlayıp akşama kadar, çorbalarımız yanımızda, oyunla kandırarak içirmeye uğaşıyorum

Son tutkumuz scooter

Yeşillikleri de pek seviyoruz, keneyi de bir anlatabilsem..
Pek cesurlar.. Cahil cesareti

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!
5/5/2009 · Kategori: Geziyoruz

Bu resim bizim 3 penguene benziyor 



Ayi, oldukca ilgi odagiydi..



İnanılmaz korktular Lamalardan
Ayı, Aslan, Kaplan vs. yırtıcı bir dünya hayvan varken en çok burada korkuldu 



Girişte bizi karşılayan ilk yer.. Kuğu havuzu..


Bu hain ördek, oğluşumun elini ham yaptı, halbuki çocuğum ona çubuk kraker veriyordu, yazık yavrucugum yarım saat ağladı, acıdan değil de, korkudan aslında.. Çünkü eline pek değmemiş 

Teyzemiz ne zaman yanımızda değildi ki?? 




At besledik

En eğlendiğimiz duraklardan birisiydi maymunlar
Gerçi hiç resmimiz yokmuş onlarla ama biz burada görüyorduk maymuncukları
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
14/4/2009 · Kategori: Prematurelik
Günlük gibi yazmak istiyorum bugün.. İçimi fazla açılmadan dökmek, sürekli dile getirdiğim "yorgunluk, yorgunluk, nedir bu yorgunluk?" sorularına cevap vermek istiyorum..
Normal bir hamilelik süresi 40 haftadır.. 37. haftadan önce meydana gelen doğumlar ise prematüre doğumdur. Gebelik haftasına göre prematüreliğin dereceleri;
24-31 hafta aralığı ileri derecede prematüre
31-35 hafta aralığı orta derece prematüre
35-37 hafta aralığı ise sınır prematüre olarak adlandırılır.
Bunun bir de doğum tartısı ölçeği var;
1000 gr altı aşırı düşük doğum tartısı
1500 gr altı orta derece doğum tartısı
2500 gr altı ise düşük doğum tartısı olarak adlandırılmaktadır.
Tüm prematürelerde özellikle aşırı düşük doğum tartısı ve ileri derecede prematürelerde, ventilatör desteğiyle solunum, beyin kanamasi ve sonucu serebral palsi, oral yada nasal beslenme, apneler, rop, işitme problemleri, norolojik kontroller, fizyoterapiler, bireysel eğitimler, ince ve kaba motor becerileri, hayata erken başlamadan kaynaklanan ve hiçbir şekilde gelişmeyen bağışıklık sistemlerinden kaynaklanan problemler, aşırı iştahsızlık, demir eksikliği, katı yemeye çok geç geçme problemleri, geç yürüme, geç konuşma, persantilde %50'nin üzerine kolay kolay çıkamama (ki genelde o bile lükstür) tuvalet alışkanlığını geç kazanma, viral enfeksiyonlara normal çocuklara oranla çok daha fazla yakalanma, hiperaktivite ve daha say say bitmeyecek türlü türlü problemlerle (prematüre ailesi dostlarım bu yazıyı okuduğunda eminim, onlar da kendilerinden başka bir çarşaf liste hazırlayacaklardır) karşılaşılmaktadır..
Benimkiler 25,5 haftalıkken yani ileri derecede prematüre olarak ve 800 gr civarında yani aşırı düşük doğum tartısıyla gelmişlerdi dünyaya. Yukarıda saydığım her şeyi de yaşadık maalesef.. Minicikken beyin kanamaları geçirdik, göz ameliyatları olduk, diğerlerinin de hepsini yaşadık.. Ama hala sıkıntı bitmiş değil, Yusuf hala bir takım eğitimler alıyor hala kardeşlerinden çok çok geride.. Her ne kadar bu gerçeği benden başka kimse görmek istemiyorsa da, bu gerçekleri değiştirmiyor.. Ve bu böyle de devam edecek, nereye kadar bilemiyorum ama şundan eminim en az 7 yaşına kadar sürer bu durum.. Çünkü 4 yaş olacagız yakında ve hala konuşma yok, hala bez kullanıyoruz. Bu durum çok canımı sıksa da bunu değiştirmem mümkün olmuyor.. Çok fantastik hayaller kuruyorum bazen ama dediğim gibi çok anlamlı değil ve sonucu değiştirmiyor.
Çocuklar aşırı derecede hareketliler, sanırım bu huy babalarından.. Gerçek anlamında birer hiperaktif olmasalar bile çok da aratmıyorlar. Bu beni çok yoruyor, çok koşturmaca geçiyor günler, yaramazlık tam gaz, bu da sanırım benden, annem küçükken yaptıklarımı anlatıyor da, peygamber sabrı varmış annemde diyorum J dinledikçe...
Bütün bu süreç yani doğumlarından itibaren hep yanlarındaydım, 1,5 yaşında işe başladım ama mesai saatlerim bütün gün onlardan çok uzaklarda olmamı gerektirmiyordu, 1,5 yıl çalıştım. 6 aydır yeniden yanlarına döndüm, ben yokken de hep ablam yanlarındaydı, bakıcılara refakat etti, sevgiden uzakta kalmadılar hiç, gözüm arkada kalmadı hiçbir zaman, çok sıkılmıştım bundan 6 ay önce, annem ve ablamın sağlık problemleri oldu, mecburen işime ara vermek zorunda kaldım ve şimdi o 6 aylık sürenin sonuna geldim ancak tüm bu yorucu süreç ve geçmişte yaşadıklarımı da düşünerek asla çocuklarımı kimselere emanet etmeyi beceremiyorum, kreşe vermek istiyorum ama 4x4 kreş bulamıyorum, her anne böyle pimpirikli değildir herhalde, ben mi çok abartıyorum yoksa tüm yukarıdaki yaşadıklarımdan sonra normal bir tepki mi bu anlamlandıramıyorum.. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki, 15 gün gibi kısa bir zamanım kaldı önümde ve bu zaman içersinde bir karar vermem lazım.
3 çocukla uğraşmak, hem de iştahsızlarsa, hem de yaramazlarsa, hem de hepsi aslan burcuysa ve o özellikleri taşıyorlarsa bir de yükselenleri koç'sa çok zor.. Bir de prematürelerse daha daha zor. Çok koruyucu rol üstlenmek istemiyorum bazen, cam fanusta büyütemem ya diyorum, çok hassas olmak istemiyorum, soğuğu da bilsinler, şapkasız kalsınlar, terleyince bende hemen müdahale etmek istemiyorum ama ne zaman denemişsem bunları hep pişman oldum, çünkü aynı günün gecesinde başlıyor hastalık.. Biz prematüre ailelerin çok alternatifi yok, onlar kendilerini kollamayı öğrenene kadar biz onları çok iyi korumak zorundayız, bağışıklıkları maalesef çok düşük..
Yorgunum hem de çok ama ben hep yorgun olmaya devam edeceğim, çünkü çok iyi korumam gereken 3 tane prematüre bebeğim var..
Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!
10/4/2009 · Kategori: Evdeyiz
Ankara öncesi, çok yoğun kapalı mekan sporları yapıyorduk, siz bakmayın benim kapalı mekan dediğime, tenis'i de evde oynadık, golf'u de, bowling'i de, hadi bowling'i saymayalım, onun daha açık hava modelini bende görmedim.
Tabii öncelikle yine uzun zamandır niye yoktum diye soranlar olmuş, bunu açıklamam lazım.. Aslında varım da bloga yazamıyorum, ihmal işte başka bir şey değil.. Bir daha ihmal etmicem desem de siz inanmayın, ederim :) Ben bu tembellikle.. Ve yoğunluk.. Ve yorgunluk..
Bowling böyle oynanır

Poz da veririz


Yusuf bile koşuyor yanii
Mekik bile çekiyoruz
Bu kadar spordan sonra dinlenmek bizim de hakkımız
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
5/3/2009 · Kategori: Tatildeyiz
Su'yu bu kadar seveceklerini bilseydim çoktan getirirdim ben bıcırları.. Bu sene kış dinlencemizi biraz sarkıttık (hastalıklardan dolayı) Mart'a bıraktık ve Ankara'ya düştü yolumuz.. Kızılcahamam'da termalle karışık ( ananemizin kırık ayağına ve benim de kireçlenmelerime şifa olur diye) dinlenelim dedik, çok da iyi etmişiz, daha devam ederken taptaze yüklemek istedim, blogla da çok kopmadan.. 







Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!
20/2/2009 · Kategori: Hastaliklarimiz

Badminton raketleriyle tenis oynuyoruz..

Eurosport izliyoruz son zamanlarda, Avustralya Acik vardi o ara, bastan sona izledik turnuvayi ve kamyon kureklerini raket yapinca spora merakli cuceler , tenis raketime kiyip veremedim ama badminton raketlerini feda edeyim bari deyip, verdim ellerine..
Yalniz tenis topu kullandik oyunumuzda


Badminton raketi, tenis topu ve golf oyunu sanirim bu da yeni bir spor dali..

Recep'in tavugunu reklamlarda gorduk, Emel ablalari da hediye gondermis bizim bicirlara, acikmislar sebze corbasi iciriyoruz..

Hastaligimizin baslariydi, teyzemizin bebisini gormeye gitmistik hastaneye..
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!
13/2/2009 · Kategori: Hastaliklarimiz





Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »


